Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekemedik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar.
Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.” (59 Haşir/9)
Buhârî ve Müslim’de şöyle rivayet edilir:
“Cimrilikten sakının, sizden öncekileri cimrilik mahvetti. (Şeytan)Onların cimri olmasını emretti, onlar da cimrilik yaptılar, zulmetmelerini
emretti, onlar da zulmettiler, akrabalarıyla ilişkilerini kesmelerini emretti, onlar da kestiler”. (Ebû Dâvûd (2/324), Ahmed (2/159) Hadisi Buhârî ve muslim de bulamadım.)
Abdurrahman b. Avf, tavaf esnasında çokça:
“Allah’ım, beni nefsimin cimriliğinden koru” diye dua ederdi. Bir adam ona:
“Bu duayı ne kadar çok yapıyorsun?” deyince, şöyle dedi:
“Nefsimin cimriliğinden korunursam, cimrilikten, zulümden ve akraba ile ilişkileri kesmekten kurtulurum. Haset etmek, zulmetmeyi doğurur”.
Cimrilik ve haset; kişinin kendisine yarayan şeye buğzetmesini, hatta zarar verecek şeyi sevmesini gerektiren bir hastalıktır.
Onun için haset, kin ve gazapla beraber anılır.”
(Kalbin Hastalıkları ve Tedavi Yolları)