Selamlar…..
Zaman geçtikçe eşyalar birikir.Torbalar saklanır, kutular dolap diplerine itilir.
Hiç giyilmeyen elbiseler, kullanılmayan tabaklar, yıllar önce alınmış ama hiç ihtiyaç duyulmamış aletler…
Kolay kolay atılmaz.
Çünkü zihinde hep aynı cümle yankılanır:”Belki bir gün lazım olur.”
Ama o “bir gün” nedense bir türlü gelmez.
Hayat akar, zaman geçer, ihtiyaçlar değişir.
Eşyalar ise yerinde kalır, zamana direnir adeta.
Tıpkı onları saklayan insan gibi…
Oysa unutulur:
“Dünya malı dünyada kalır.”
“Ölçülü yaşayan azla yetinir.”
Zamanla sadece odalar değil, iç dünya da dolup taşar.
“Açgözlü doymaz, taş yastıkla uyumaz.”
Dolaplar kapanmaz olur, sandıklar taşar.
Ama içten içe bir ses hep konuşur:
“Biraz daha, biraz daha…”
Sanır ki, yeterince biriktirilirse, kaybetme korkusu da azalır.
Oysa fark edilmez: “Har vurup harman savurmak” ile “biriktirip çürütmek” arasında
ince bir çizgi değil, büyük bir benzerlik vardır.
Biri değeri hiçe sayar, diğeri değeri hiç kullanmadan çürütür.
Ve o gün gelir. Sessiz, habersiz, ansızın…
Ve belki de, bazı insanlar hiç anlamadan giderler bu dünyadan…
Geride yalnızca doldurulmuş odalar, ağır anılar ve içinden çıkılamayan bir karmaşa bırakarak.
Oğulları, kızları, torunları o yığına bakar.
Ne atmaya kıyabilirler, ne de içinde kaybolmadan yaşayabilirler.
Sanki bir miras değil, bir yük devralmışlardır duygusal yükler
Eşyalar konuşamaz ama dokundukça fısıldar: “Bu kadarına ne gerek vardı?”
Kimi eşyalar yepyenidir ama hiç kullanılmamıştır,
kimi tozlanmış, küflenmiştir.
Ne atılabilir, ne tutulabilir.
Her eşyada bir iz, her köşede bir “neden” gizlidir.
Ve akıllara takılan o soru kaçınılmazdır: “Bu kadarına ne gerek vardı?”
Çünkü asıl miras, sadece elde tutulan değil;paylaşılan, yaşanan, gönülde iz bırakan şeydir.
“Paylaşmak berekettir, saklamak külfettir.”
Biriktikçe ağırlaşır insan.
Paylaştıkça hafifler.
Hayat, sadece sahip olduklarımızla değil, hatırlattıklarımızla güzelleşir.
Geride kalan, sandıklar dolusu eşya değil,
bir tebessüm, bir dua, bir güzel söz olmalıdır.
“İnsan odur ki, ardında bir eser bırakır;
Gerçek miras, raflarda değil, yüreklerde saklıdır.
“Paylaştıkça çoğalır, sakladıkça küflenir.”
Ve sonunda insan düşünür:
“İnsan mı eşyayı taşır, yoksa eşya mı insanı?”
Selam ve dua ile 𝓗𝓪𝓴𝓲𝓶𝓮 𝓖𝓾𝓵𝓼𝓾𝓶 𝓗𝓲𝓬𝓻𝓮𝓽